“Bu kâinatta kendimi yabancı hissetmiyorum. Onu daha yakından tanıdıkça ve
mimarisinin ayrıntılarına vakıf oldukça, sanki insanoğlunun gelişini daha
önceden biliyormuş hissine kapılıyorum.’’
Yukarıdaki satırlar, asrın ünlü filozoflarından AlfredRusselWallace’a
ait. Ama onun bu sözlerinde ifade edilen müşahedeler yeni ve yalnız ona mahsus
değil. Kâinatla insan arasındaki harika münasebeti inceleyen her ilim adamı ve
mütefekkir, kâinatın birçok yönüyle insana baktığını, onun hizmetine
sunulduğunu ve düşünmesi için önüne bir perde gibi açıldığını fark ediyor. Yine
Wallace’a kulak verelim: “İçinde insanın da bulunduğu
organik hayatı ihtiva eden hassas mizanlı bir dünya ancak şu anda içinde
bulunduğumuz mükemmel kâinatta mümkün olabilir.
Tarihindeki
ilk demokratik seçimlere sahne olduğu 2006 yılına büyük umutlarla giren
Filistin için 2 yıl önceki seçimin sonuçları; istikrar yerine giderek
kronikleşen bir krizin ve bugün yaşananların başlangıcı oldu.
Tarihindeki
ilk demokratik seçimlere sahne olduğu 2006 yılına büyük umutlarla giren
Filistin için 2 yıl önceki seçimin sonuçları; istikrar yerine giderek
kronikleşen bir krizin ve bugün yaşananların başlangıcı oldu.
Filistinliler, direnişte büyük fedakârlığına şahit oldukları
Hamas’ı iktidara taşıyıp siyasal bir liderlik rolü verirken, düşman
gördüğü bir grubun iktidara gelmesi İsrail’i, Batılı destekçilerini ve
bazı Arap ülkelerini oldukça sarsmıştı. Uzlaşma arayışı yerine, ilk
andan itibaren Hamas hükümeti ile ilişkilerini kesen söz konusu
taraflar, bununla yetinmeyerek hükümet yerine muhalefete açık destek
vererek, Filistin toplumundaki siyasi farklılığı, bir çatlağa
dönüştürme politikasını çıkarlarına daha uygun buldular. 2006 yılından
itibaren iktidardaki Hamas’ı kabul etmeme politikasında ısrar eden
uluslar arası aktörler, 1,5 yıl boyunca ilişkileri askıya alma,
ekonomik ambargo, askeri saldırılar ve el-Fetih’in kontrolündeki
Cumhurbaşkanlığı makamını ikinci bir hükümet gibi muhatap alma
siyasetinden sonuç almaya çalıştılar. Dışarıdan güçlerin çift başlı bir
Filistin seçeneğini pekiştirici yaklaşımları, Filistinli gruplar
arasında iç savaşa varan gerilimde katalizör rolü oynadı.
Her ne kadar, kimi yorumcular, 'ne Huzur'unda ne de Saatleri Ayarlama
Enstitüsü'nde hiçbir aydın karakter "şahsi tecrübe" yaşamazlar,
neredeyse sadece toplumsal bir misyon üstlenmişlerdir' dese de,
özellikle Saatleri Ayarlama Enstitüsü ile, Tanpınar, çağdaşı pek çok
yazardan farklı bir yerde durur.